veleye.com - ‘siirt’ etiketli yazılar

‘siirt’ Etiketli Yazılar

Atasözü ve Deyimlerimiz

Arapça Atasözü

Kürtçe Atasözü

Arapça Deyim

Kürtçe Deyim



Duyuru

Deyim ve Atasözlerimiz kategorisinde deÄŸiÅŸiklik yapmayı düşündüğümüz için uzun zamandır yenilerini eklememiÅŸtik. Yeni formatı belirlediÄŸimiz için bugün ilk paylaşımı yaptık. Yeni format eski deyim ve atasözlerini de içerdiÄŸinden, paylaşımlar da eskilerinden oldu böylece. Bunun sebebi de bazı internet siteleri ve sosyal paylaşım aÄŸlarında paylaşımlarımızın telif içermeden paylaşılmasıydı. Bu yüzden deyim ve atasözleri paylaşımlarına ‘veleye.com’ ve logomuzu içerek minik bir telif ibaresi koymak zorunda kaldık. Yeni atasözlerini bulduÄŸumuz her fırsatta paylaÅŸmaya devam edeceÄŸiz.

veleye.com

Bir diğer husus da çekimlerimizin telif haklarıyla ilgili, onunla ilgili de bilgi vermek istiyoruz.

Öncelikle bütün çalışmalarımızın paylaşım esasına dayalı olarak yapıldığını ve hiçbir ücret, telif, ya da lisans peÅŸinde olmadığımızı belirtmek istiyoruz. Buna dayalı olarak çekimlerimizin tümünü dilediÄŸiniz kadar kopyalayabilir, çoÄŸaltabilir ve kullanabilirsiniz; içinde müzikal eser bulunan görüntülerin lisans haklarına dikkat etmek koÅŸuluyla ve görüntülerin üzerindeki logo ve yazıların silinmemesi, kesilmemesi, flulaÅŸtırılmaması kaydıyla. ‘veleye’ isminin tescilli markamız olduÄŸunu ve böyle bir durumda yasal haklarımızı arayacağımızı bildirmek istiyoruz. VerdiÄŸimiz emek ve çabayı göz önünde bulundurursak sanırım bu en doÄŸal hakkımız :)

RaÅŸid Taha -Hubbine

Cezayirli sanatçıdan güzel bir yorum ve harika şarkı hubbine

Vadullah TAŞ İçin Ne Dediler – Ekrem ORAK

HemÅŸehrimiz Ekrem ORAK’la baÅŸarılı sanat dostu kardeÅŸimiz Vadullah TAÅž hakkında sohbet

Vadullah TAŞ İçin Ne Dediler – Sait BİLGİLİ

İstanbul Bayındırlık İl Eski Müdürü Sait Bilgili ile Vadullah TaÅŸ hakkında yaptığımız ‘kulak çınlatma’ ; vefa ve dostluk dolu keyifli bir sohbet

Vadullah TAÅž İçin Ne Dediler – Hamit KARATAÅž

DeÄŸerli HemÅŸehrimiz Hamit KarataÅŸ ile dostlukları uzun yıllara dayanan baÅŸarılı hemÅŸerimiz Vadullah TaÅŸ hakkında yaptığımız ‘kulak çınlatma’ sohbeti ve saÄŸlam bir dostluk hakkındaki deÄŸerli ipuçları. Bu güzel sohbeti, güzel dostlukların sonsuza kadar sürmesi dileÄŸiyle yayınlıyoruz.

Duble Yol Çalışmaları Hızlandırılmalı

Siirt Ticaret ve Sanayi Odası BaÅŸkan Vekili Nedim Kuzu, yapımı devam eden duble yol çalışmalarının bir an önce tamamlanması gerektiÄŸini söyledi. Havaalanı kavÅŸağından kent merkezine kadar olan 8 kilometrelik duble yol çalışmalarının yaklaşık bir yıldır devam ettiÄŸini hatırlatarak, “Yol çalışmaları devam ederken maalesef onlarca trafik kazası meydana geldi. Bir çok vatandaşımız, yaÅŸamını yitirdi, bazı vatandaşımız da yaralandı. 8 kilometrelik bir yolun bu kadar sürede tamamlanamaması Siirtli hemÅŸehrilerimizi üzüyor. Dolayısıyla bu yolun en kısa sürede tamamlanmasını istiyoruz.” dedi.

Kalan bu küçük bölümün de tamamlanıp hizmete girmesi için “ha gayret” diyoruz.

Grup Tillo – Merheba (Kürtçe İlahi)



Seyfullah – Kane Muhammed Mustafa (Kürtçe İlahi)



Yazar Gülenay Pınarbaşı Tillo’yu Yazdı

DEPREM BİR KUYU MU? İKİLİKTEN KURTARIR MI?” Oralar çok karışık” Ne zaman gitmeye kalksam duyduÄŸum söz budur etraftan. Bu kez benle beraber yanımdaki 25 dostta bu uyarıları fazlasıyla aldı. Söyleyenlerde haklı, açıyorlar tv.leri bakıyorlar uzaklara, daÄŸlar, taÅŸlar, panzerler, elleri taÅŸlı çocuklar, gözleri kin dolu adamlar, çete savaÅŸları ve taze ÅŸehit cenazeleri…

***

Kaç defa geldim ben buralara her defasında kaybolmak istedim. Bir anda kendimi Keçi Burcu’ndan Ongözlü Köprü’ye bakarken buldum. Bir anda Kırklar Dağı’nda Sızan Suzi’nin annesiyle aÄŸlarken…“Var mı toprağın kuzeyi, güneyi, batısı, doÄŸusu?” “Yok” desem de o kadar güzellikleri baÄŸrındaki elçilerle süslemiÅŸse “var biraz be var!” Ne tarafa eÄŸilsem acaba? EÄŸil ağır basıyor. Asur Kalesi’ni “eÄŸil”emiryle eÄŸen Baba’nın ışığını adığı Zülküf peygamber Elyasa Peygamber varsa…

Peki bu kapılara sözde Urfa’ya, Mardin’e açılıyor. Özde nereye, Maliki Ejder’den daha eskiye gözümüzün nurunun dostlarına mı? Sur Kapı burası. “İrademe dokunma” deyip insanların iradesi gasp edilen bir muhit görünürde. Kapıyı aralıyorum, perÅŸembenin yüzü suyu hürmetine binler sıralanmış bir yandan alış veriÅŸ yapıyorlar diÄŸer yandan açmışlar ellerini semaya, kapısına geldikleri vesilesiyle huzur istiyorlar. GlobelleÅŸen dünya yok burada, o an var, ora var, göç var. Göçle gelen acılar var. Bol bol rol yapan sözde birileri var.  Yalan dünya diyorum derin bir nefes alarak, o an Ulu Camii denen bir ÅŸaheserle karşılaşıyorum. Siirt derler buralara atmışlar bir kenara, mimarı Åžiraz’dan gelmiÅŸ neredeyse 800-900 yıl önce Selçuklu Sultanı Mugizettin Mahmut emretmiÅŸ o sanatını döktürmüş. Küfi hatla Ali, Ebubekir, Ömer, Hamza yazmış. Rüzgarı düşünmüş, depremi düşünmüş… Hala ayakta! İtiraz etmek geliyor içimden, biz tanıştıktan 24 saat sonra 7.2 Ulu Camii’yi de sallıyor. Eee ne oldu? Camii de türbesi olan hala oralarda gezdiÄŸi görülen mimarı mı tuttu minareyi de yıkılmadı?

Yıkılanlar da var, Hasankeyf’te… Depremden yıkılmak yakıştırılmamış, ustası yarım bırakmış denmiş… SusmuÅŸ halk bilinci. Düz mantık yok, ağıt yok, sabır var. İmam Abdullah sular altında kalacak Hasankeyf’in en boynu büküğü, zahirde türbesi yıkık, türbedârı yıkık. Kim bilir dedeleri ehli beytin mahzunluk mirasını mı taşıyor? Babası Cafer-i Tayyar’ın en sevdiÄŸinin rızası için kalkmış arap diyarından buralara kadar gelmiÅŸ. Åžehitlik makamına ermiÅŸ, türbesine Hasankeyf’in Büyük sarayından bakılınca sanki boynu kırılmış gibi, sanki şükür duası ediyor gibi…

GüneÅŸ batıyor Hasankeyf’in üzerinden bir koÅŸu Zeynel bey’in anıt mezarına gidiyoruz. E ölüm, o da sararmış solmuÅŸ. YeÅŸil tonları heybetli yapısını sarmış ama dalmış baÅŸka alemlere… Yutkunuyorum bu heybet karşısında. GüneÅŸ batarken Hasankeyf sesleniyor: “Sükûn”

Geziyorum pişmek için, hamlığım hiç geçmiyor. Pişen üzülmez, pişen incinmez, pişen sabreder, pişen ağlamaz… Ham olmak zor be Midyat diyorum.

Sıradanlık yok sende Midyat, ne var işsizlik var; kıymeti bilmeyenlerden kıymet beklemek var. Evlerin arasında fırında gözleri gülen kadınların kelle-paça pişirmeleri var. Susan bir kent var. Telkarinin en güzelleri var, ağıt yakan tellerden, şahmarana, Fadıma Ana elinden felsefik resimlere kadar.

Ama Åžahmaran demiÅŸti Tahmasb’a insan oÄŸlu, haindir, sabredemez, susamaz, deÄŸer bilmez. Midyat deÄŸer bilinmezlikten en çok payını alanlardan…

Peki ya öteki… Öteki her yerde, Öteki Diyarbakır havaalanında baÅŸlıyor Habur yolu üzerindeki Midyat’a kadar her yerde Bismil’de Gercüş’te hatta Tillo’da…

Öteki’yle hemhal olmak “Bir Olmak” için İbrahim Hakkı’nın ÅŸeyhi İsmail Fakirullah’ın kuyusuna aydınlanma ocağına mı düşmek lazım? Yoksa yüz yüze gelmek mi? İkilik kinini nasıl atarız içimizden?

Ben İsmail Hakkı’nın ÅŸeyhi, “ruhum” diye hitap ettiÄŸi piri için yaptığı tepeden Botan çayına bakarken attım ikiliÄŸi, selam sana ey ruhum diyen Hakkı hz.nin nidasıyla Selam sana ey Botan diye haykırmak istedim. Bütün mürÅŸitlerin tarif ettiÄŸi, sadıkların menzil gösterdiÄŸi “Bir”lik için kuyu gerekiyordu belki. 24 saat geçmedi kuyu Van’da açıldı. Düştük hep beraber Van kuyusuna. Özde bir insan olmak için… Ölüm Allah’ın emri peki gerisi…

Dört sene aradan sonra Diyarbakır’a gittim. Güzergahımız, Diyarbakır-Batman-hasankeyf-Midyat-Baykan-Tillo ve Siirt idi.