Vadullah TAŞ İçin Ne Dediler – Sait BİLGİLİ

İstanbul Bayındırlık İl Eski Müdürü Sait Bilgili ile Vadullah TaÅŸ hakkında yaptığımız ‘kulak çınlatma’ ; vefa ve dostluk dolu keyifli bir sohbet

veleye: Siirt Dostlarının Sayfası

İstanbul Bayındırlık İl Eski Müdürü Sait Bilgili ile Vadullah TaÅŸ hakkında yaptığımız ‘kulak çınlatma’ ; vefa ve dostluk dolu keyifli bir sohbet

DeÄŸerli HemÅŸehrimiz Hamit KarataÅŸ ile dostlukları uzun yıllara dayanan baÅŸarılı hemÅŸerimiz Vadullah TaÅŸ hakkında yaptığımız ‘kulak çınlatma’ sohbeti ve saÄŸlam bir dostluk hakkındaki deÄŸerli ipuçları. Bu güzel sohbeti, güzel dostlukların sonsuza kadar sürmesi dileÄŸiyle yayınlıyoruz.
Siirt Ticaret ve Sanayi Odası BaÅŸkan Vekili Nedim Kuzu, yapımı devam eden duble yol çalışmalarının bir an önce tamamlanması gerektiÄŸini söyledi. Havaalanı kavÅŸağından kent merkezine kadar olan 8 kilometrelik duble yol çalışmalarının yaklaşık bir yıldır devam ettiÄŸini hatırlatarak, “Yol çalışmaları devam ederken maalesef onlarca trafik kazası meydana geldi. Bir çok vatandaşımız, yaÅŸamını yitirdi, bazı vatandaşımız da yaralandı. 8 kilometrelik bir yolun bu kadar sürede tamamlanamaması Siirtli hemÅŸehrilerimizi üzüyor. Dolayısıyla bu yolun en kısa sürede tamamlanmasını istiyoruz.” dedi.
Kalan bu küçük bölümün de tamamlanıp hizmete girmesi için “ha gayret” diyoruz.
Resmi Gazetede yayınlanan ihale duyurusuna göre, Bitlis Vakıflar Bölge Müdürlüğünce, Siirt Merkez Yeni Mahalle Aydınlar ve Güres caddelerinde bulunan 15 bin 951,80 metre karelik taşınmazlar, alışveriş merkezi ve otel yapımı karşılığı uzun süreli kiralama modeli çerçevesinde ihaleye çıkarıldı.
Taşınmazlar, yerli ve yabancı kuruluşların birlikte veya münferiden katılmalarına açık olarak ve kapalı teklif usulü ile inşaat yapım süreleri dahil toplam 49 yıllığına kiraya verilecek.
İhalede muhammen inşaat bedeli 48 milyon 446 bin 10 lira 90 kuruş, geçici teminat bedeli de 1 milyon 453 bin 380 lira 32 kuruş olarak belirlendi. Tüm imalat ve masraflar ile izinler yüklenici tarafından karşılanacak olan taşınmazın üzerinde bulunan binaların yıkımı da yüklenici tarafından sağlanacak.
İhale, 16 Kasım 2011 ÇarÅŸamba günü saat 10.30′da gerçekleÅŸtirilecek.
DEPREM BİR KUYU MU? İKİLİKTEN KURTARIR MI?” Oralar çok karışık” Ne zaman gitmeye kalksam duyduÄŸum söz budur etraftan. Bu kez benle beraber yanımdaki 25 dostta bu uyarıları fazlasıyla aldı. Söyleyenlerde haklı, açıyorlar tv.leri bakıyorlar uzaklara, daÄŸlar, taÅŸlar, panzerler, elleri taÅŸlı çocuklar, gözleri kin dolu adamlar, çete savaÅŸları ve taze ÅŸehit cenazeleri…
***
Kaç defa geldim ben buralara her defasında kaybolmak istedim. Bir anda kendimi Keçi Burcu’ndan Ongözlü Köprü’ye bakarken buldum. Bir anda Kırklar Dağı’nda Sızan Suzi’nin annesiyle aÄŸlarken…“Var mı toprağın kuzeyi, güneyi, batısı, doÄŸusu?” “Yok” desem de o kadar güzellikleri baÄŸrındaki elçilerle süslemiÅŸse “var biraz be var!” Ne tarafa eÄŸilsem acaba? EÄŸil ağır basıyor. Asur Kalesi’ni “eÄŸil”emiryle eÄŸen Baba’nın ışığını adığı Zülküf peygamber Elyasa Peygamber varsa…
Peki bu kapılara sözde Urfa’ya, Mardin’e açılıyor. Özde nereye, Maliki Ejder’den daha eskiye gözümüzün nurunun dostlarına mı? Sur Kapı burası. “İrademe dokunma” deyip insanların iradesi gasp edilen bir muhit görünürde. Kapıyı aralıyorum, perÅŸembenin yüzü suyu hürmetine binler sıralanmış bir yandan alış veriÅŸ yapıyorlar diÄŸer yandan açmışlar ellerini semaya, kapısına geldikleri vesilesiyle huzur istiyorlar. GlobelleÅŸen dünya yok burada, o an var, ora var, göç var. Göçle gelen acılar var. Bol bol rol yapan sözde birileri var.  Yalan dünya diyorum derin bir nefes alarak, o an Ulu Camii denen bir ÅŸaheserle karşılaşıyorum. Siirt derler buralara atmışlar bir kenara, mimarı Åžiraz’dan gelmiÅŸ neredeyse 800-900 yıl önce Selçuklu Sultanı Mugizettin Mahmut emretmiÅŸ o sanatını döktürmüş. Küfi hatla Ali, Ebubekir, Ömer, Hamza yazmış. Rüzgarı düşünmüş, depremi düşünmüş… Hala ayakta! İtiraz etmek geliyor içimden, biz tanıştıktan 24 saat sonra 7.2 Ulu Camii’yi de sallıyor. Eee ne oldu? Camii de türbesi olan hala oralarda gezdiÄŸi görülen mimarı mı tuttu minareyi de yıkılmadı?
Yıkılanlar da var, Hasankeyf’te… Depremden yıkılmak yakıştırılmamış, ustası yarım bırakmış denmiş… SusmuÅŸ halk bilinci. Düz mantık yok, ağıt yok, sabır var. İmam Abdullah sular altında kalacak Hasankeyf’in en boynu büküğü, zahirde türbesi yıkık, türbedârı yıkık. Kim bilir dedeleri ehli beytin mahzunluk mirasını mı taşıyor? Babası Cafer-i Tayyar’ın en sevdiÄŸinin rızası için kalkmış arap diyarından buralara kadar gelmiÅŸ. Åžehitlik makamına ermiÅŸ, türbesine Hasankeyf’in Büyük sarayından bakılınca sanki boynu kırılmış gibi, sanki şükür duası ediyor gibi…
GüneÅŸ batıyor Hasankeyf’in üzerinden bir koÅŸu Zeynel bey’in anıt mezarına gidiyoruz. E ölüm, o da sararmış solmuÅŸ. YeÅŸil tonları heybetli yapısını sarmış ama dalmış baÅŸka alemlere… Yutkunuyorum bu heybet karşısında. GüneÅŸ batarken Hasankeyf sesleniyor: “Sükûn”
Geziyorum pişmek için, hamlığım hiç geçmiyor. Pişen üzülmez, pişen incinmez, pişen sabreder, pişen ağlamaz… Ham olmak zor be Midyat diyorum.
Sıradanlık yok sende Midyat, ne var işsizlik var; kıymeti bilmeyenlerden kıymet beklemek var. Evlerin arasında fırında gözleri gülen kadınların kelle-paça pişirmeleri var. Susan bir kent var. Telkarinin en güzelleri var, ağıt yakan tellerden, şahmarana, Fadıma Ana elinden felsefik resimlere kadar.
Ama Åžahmaran demiÅŸti Tahmasb’a insan oÄŸlu, haindir, sabredemez, susamaz, deÄŸer bilmez. Midyat deÄŸer bilinmezlikten en çok payını alanlardan…
Peki ya öteki… Öteki her yerde, Öteki Diyarbakır havaalanında baÅŸlıyor Habur yolu üzerindeki Midyat’a kadar her yerde Bismil’de Gercüş’te hatta Tillo’da…
Öteki’yle hemhal olmak “Bir Olmak” için İbrahim Hakkı’nın ÅŸeyhi İsmail Fakirullah’ın kuyusuna aydınlanma ocağına mı düşmek lazım? Yoksa yüz yüze gelmek mi? İkilik kinini nasıl atarız içimizden?
Ben İsmail Hakkı’nın ÅŸeyhi, “ruhum” diye hitap ettiÄŸi piri için yaptığı tepeden Botan çayına bakarken attım ikiliÄŸi, selam sana ey ruhum diyen Hakkı hz.nin nidasıyla Selam sana ey Botan diye haykırmak istedim. Bütün mürÅŸitlerin tarif ettiÄŸi, sadıkların menzil gösterdiÄŸi “Bir”lik için kuyu gerekiyordu belki. 24 saat geçmedi kuyu Van’da açıldı. Düştük hep beraber Van kuyusuna. Özde bir insan olmak için… Ölüm Allah’ın emri peki gerisi…
Dört sene aradan sonra Diyarbakır’a gittim. Güzergahımız, Diyarbakır-Batman-hasankeyf-Midyat-Baykan-Tillo ve Siirt idi.
Suriyeli büyük üstad Sabah Fahri’den
Sinema dostu hemÅŸehrimiz Vadullah TaÅŸ, yıllardır biriktirdiÄŸi afiÅŸ, kostüm, lobi kartları, mektup ve dialar yanında, Ali Özgentürk’ün ilk filmini çektiÄŸi kamerayı, İrfan Atasoy’un ilk senaryosunu yazdığı daktiloyu, yüzlerce kitap ve türk sinemasının VHS’ye kayıtlı film kayıtlarını Altın Koza Film Festivali’nde açılan Sinema Müzesi’ne bağışladı.
Sinema müzesinin danışmanlığını da yapan İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Güzel Sanatlar Galerisi Müdürü Vadullah TaÅŸ, Altın Koza’nın bu çalışmayla Türk sineması için önemli bir adım attığını belirterek çalışmayı ’sanat fidanı’ olarak deÄŸerlendiriyor.
Sanat dostu hemşehrimizi bu güzel davranışı için tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.