Hazreti İsmail Fakirullah
Ğaus-Ulvi Büyük Mürşid Hz. Fakirullah (Şeyh İsmail-i Tillevi)
1657 yılında Tillo’da dünyaya geldiler.
İsmini İsmail koydular. Yaradılıştan Veli olan İsmail Fakirullah Hz.’nin soyu Hz. Muhammed2in amcası Hz. Abbasa dayanır. Ataları Mekke’den Medine’ye oradan Bağdat’a, Bağdat’tan Cizre’ye Cizre’den hilila’ya Hililay’dan Siirt’e Siirt’ten Tillo’ya gelmişlerdir.
Dedeleri Mevlana Nureddin Ali, Mevlana Abdulcemal, Mevlana Muhammed ve babası Mevlana Kasım’ın mezarları bugün Tillo’dadır. Dedeleri bugün kendi adıyla anılan yerde Hz. Fakirullah Camisi’nde İmam ve Hatiplik yapmışlar. O zamanın üniversitelerinde öğretim ve rektörlük görevini yürütmüşlerdir. Aynı zamanda mana aleminde sultanlığını yapmışlardır.
Hz. İsmail Fakirullah küçüklükten ilim okumaya başlamış, bu alanda üstün başarı göstererek, tahsilini bitirmiş ve babasının vefatından hemen sonra görevi devralarak altı üniversitede rektörlük yanında Hz. Fakirullah Camii’nde İmam-hatip ve irşadlık yapmıştır.
40 yaşına kadar (1697) yemek yememişler yalnızca meyve ve sebzeleri ile itifa etmişlerdir. Ev işlerini kendileri yapmış, hayvanlara eziyet vermemek için satmış olduğu mazılarla aldığı tarlasını, ‘kendi elleriyle’ sürmüşlerdir.Ailesine mayasız olarak pişirdikleri yufkaları yedirmişlerdir, gündüzleri oruçla geceleri uyanık ve ibadetle geçirmiştir.
40 yaşında 40 gün bir bayılma devresi geçirmişler, 40. gün ayılınca bir tas su az da ekşi nar isteyip içmiş ve yemişlerdir. 48 yaşında Hicaz’a gidip gelmişler, babalarının yerini tutmuşlardır
Takdiri ilahi bir Kadir gecesinde vfat eden kişinin taziyesine gidip dönerken, evin önünde bulunan kuyuyu fark edemeyip, kapı zannederek içine düşmüşlerdir. Hz. ALLAH’ın (c.c.) kendilerine tecellisi neticesinde muazzam hadiseler olmuş ve bu esnada ‘KUTBUL-AKTABLIK’ mevkisine erişmişlerdir. Kuyu olayından sonra dünya yaşantısıyla ilişkilerini kesmişler ve 8 yıllık uzlete çekilmişlerdir. Bu zaman zarfında cumadan cumaya genel temizlik yapılırken cübbelerinin cebine konulan bir avuç kuru üzümün yenildiği veya az yenildiği görülmüş ; bu sekiz yıllık sürede hizmetini büyük oğlu Hz. Abdulkadir’i Sani yapmıştır.
56 yaşından (1713) sonra uzletten çıkınca herkes hizmetine girmek istemiş isede kendileri kabul etmeyip Hz.ALLAH (c.c.) tarafından kendilerine 10 yıl hizmet edecek iki kişinin gönderileceği söylemiştir. Gerçekten az bir zaman sonra Erzurum Hasankale’den İbrahim Hakkı Hz. nin babası Derviş Osman Efendi ile ırak tarafından gelen Molla Muhammed Sohranlı hizmetlerine girip 10 yıl bu görevi ifa etmişlerdir. Bir yıl sonra (1714) İbrahim Hakkı Hz. Murşidi Hz. Fakirullah’ın yanına gelmiş onun eğitim ve öğretimi altında yetişmiştir. Zamanın sultanı (Osmanlı Padişahı Sultanı 1. Mahmud) müridliği kabul etmiş. Anadolu beyleri, Mekke, Medine, İran, Hindistan – Pakistan eşrafı hediyeler gönderip dualarına mazhar olmak arzusunu göstermişlerdir.
Kendilerinin el yazması eserleri mevcuttur. İslami yaşayışı örnek alan zatın öğrencilerinden Hz. İbrahim Hakkı, zamanında yaşantısına tercümandır. Hz. Fakirullah’ın biyografisi, en geniş şekilde Hz. İbrahim Hakkı’nın Marifetname ve Tezkiratül Ehbab adlı eserinde yazılıdır. 1734 yılında ruhunu mevlasına teslim eden İsmail Fakirullah Hz. bugün kendi adına İbrahim Hakkı Hz. tarafından yapılan türbesinde bulunmaktadır. O bir sözünde ; ‘Anlarsa uzağını yakınım; anlamazsa yakının uzağımdır’ diyerek uzağı kendilerine yakın etmişlerdir.






